Arşiv: Mayıs, 2009
Tabu Macerası ve Monopoly
Dün son finalimizi de olarak dönemi bitirdik. Artık üçünü sınıf olduk … Şöyle bir bakıyorum da aradan 3 yıl geçmiş. Gerçekten zaman öyle çok çabuk geçiyor ki, üç koca yıl … Neyse … Aslında bunları dün yazmam gerekirdi ama aşağıda bahsedeceğim sebepten ötürü neden yazamadığımı anlayacaksınız :)
Son final Almanca’yı da bitirdikten sonra sınıfça Bahçelievler’deki Tabu’ya gidelim dedik. Toplandık sınıfça yola koyulduk. Milli Kütüphane durağında indikten sonra uzun bir yürüyüş ve muhabbetler eşliğinde Tabu’ya ulaştık. Ardından içecekler, yiyecekler … İçecek, yiyecek faslından sonra 2 ayrı monopoly takımı alarak başladık oyuna …
Çok kötü başladım. Millet çat çat her yeri alırken ben sadece para ödüyordum. Ardından uzun uğraşlar sonucunda 2 tane aynı renkte yer alabildim. Diğeri de arkadaşımda idi, onla da ufak bir anlaşma sonrası 3 kart ( tapu diyelim :P ) ile evlerimi, ardından da otellerimi dikmeye başladım. İşin ilginç yanı oyunun diğer yerleri çoktan alınmış, oteller dikilmişti. Neyse, elimizde bir yerle devam etmeye başladık oyuna. Sonra yardıma Hasan yetişti :D O 2 oyun arasında idi. Bana diğer oyundan sürekli el altından para transferi yapıp durdu. Ama öyle böyle değil. 2şer 3er tane 500 lük veriyordu. Ya yetmiyor kardeşim ne yapıyim :D Uzun uğraşlar sonucunda 2 kişi kaldık. Karşımdaki de bütün yerleri almış, oyundaki 4 kişiyi de batırmıştı. Hani bende Hasan’dan aldığım kaçak paralarla oyunu götürürken fazla dayanamadım ve ben de iflas ettim, tabi biraz da şans olunca daha uzun süre dayanabildim …
Tüm bunlardan bahsettim de nargile olayından bahsetmeyi unuttum. Oyun sırasında alınan nargilelerin birisini aldım elime, oyunun heyecanı ile içmeye başladım. Zaten açım ve sigara da kullanmıyorum. Efendim çok pis vurdu, hani oturuyorken pek anlamadım da ayağa kalkınca şöle bi başımın ağrısını farkettim. Zaten odama gelene kadar can çekiştim. Nasıl bir ağrıdır o …
Uzun lafın kısası, güzel ve eğlenceli bir gün geçirdik, her ne kadar sonu baş ağrısı ile bitse de değdi … Güle güle ikinci sınıf …
Site Logosu
Bloguma uyduruk bir logo yapmıştım daha önce. Sitelerimden birisinin logosuna benzer şekilde idi. Sanki yarın sınavım yokmuş gibi oturdum bloguma yeni bir logo yapmaya karar verdim. Bilmiyorum acaba farkettiniz mi ? Neyse, uzun uğraşlar sonucunda gördüğünüz logoyu oluşturdum :
Sonuçta burada günlük düşüncelerimi, fikirlerimiz sizlerle paylaşıyorum. Hani internetteki ikinci evim misali, böyle bir logo oluşturmaya karar verdim ve kafamdaki şey bu şekilde can buldu. Bacasından tüten dumanlar da ismimin ilk harfi olan ” i ” yi oluşturuyor. Kendimce güzel oldu gibi ;) Belki slogana da biraz rütuş yapabilirim, hani ortam yerine evim tarzında bişi. Ama önce sınava çalışmam lazım …
Son Final: Almanca
Yüzdük yüzdük finallerin sonuna geldik. Yarın son finalimizi oluyoruz, Almanca. Saate baktım da an itibarı ile 13.21 ve daha çalışmaya başlamadım. Fazla çalışmayı planlamıyorum, nedense tatil havasına girmiş durumdayım. Çalışasım yok … Gelecek 2 haftayı düşünüyorum, öyle çok yoğun geçecek ki. Onlardan kısaca bahsetmek istiyorum sizlere :
Bu ayın sonuna yurdumdan çıkış alıyorum. Pazar günü büyük ihtimalle tüm eşyalarımı toplamış, odama veda etmiş olacağım. Peki nereye gidiyorsun kardeşim, memleketine mi ? Hayır . Millet eşyalarını toplayıp memleketine giderken ben hala Ankara’da olacağım … Nereye mi gidiyorum ? Hasanlara … Peki neden Hasanlara ? Burada bir hafta çalışacağım. Onun için … Cepa’da bir hafta boyunca anketörlük yapacağım. Alış-verişini bitirenlerin yakasına yapışcam, sorular sorcam :) Bir hafta boyunca da Hasanlarda kalıcam. Tabi Hasan Pazar günü memleketine gitmiş olucak. Evde tek başıma :’(
Bir de piknik olayı var. Hacettepe Türk Halk Müziği Topluluğu’muzun demirbaşkları piknik düzenlemişler. 25 TL … O ne lan dediğizi duyar gibi oldum, aynen öyle, o ne lannnnnnn … Ama Elmadağ’a Hacettepe’nin tesislerine gidecekmişiz. Güzel olabilir, fiyat keşke biraz daha az olsaydı. Sonuçta millet evine gidiyor, paralarını otobüs biletine vs vs şeylere harcıyor, nereden çıktı bu 25 TL … Ama el mahkum, borç morç gidicez artık …
Duşa Kabin sorunsalı da var. Fıskıyenin üste takılan yeri kırıldı. Ondan bulmam lazım. Bulamassam 15 TL’de ona vericem. Offf offf. Paralar gidiyor. Daha ben memelekete ne zaman gideceğim, ailemi ne zaman göreceğim, bunları geçtim, memelekete gidiş biletimi ne zaman alacağım ?
Google Reader ve RSS
Bugün çok kullandığım Google Reader’den bahsetmek istiyorum.
Bundan yakaşık 2 yıl önce firefox’da sık kullanılanlar menüm vardı. Beğendiğim ve sürekli ziyaret ettiğim siteleri kategorize etmiştim. Hemen hemen her gün onlara tek tek girip içeriklerinin güncelleniş güncellenmediğini, güncellendiyse içeriklerini incelerdim. Tabi bu olayın yeri ayrı ama sık kullanılanlarınız büyük bir site kitlesine ulaştıysa yukarıda bahsettiklerimi yapmak neredeyse olanaksız oluyor. Düşünsenize 50 tane siteye tek tek girip içeriklerini inceliyorsunuz …
İşte bu noktada RSS hizmeti imdadınıza yetişiyor. O ne demek diye soracak olursanız yukarıda bahsettiğim şeyleri hemencecik gerçekleştirmenize yarayan teknoloji. Efendim bu teknoloji sayesinde site içerisinde başlıkların özetlerini uygun bir yazılım veya herhangi bir tarayıcı yardımı ile alabiliyorsunuz. Örneğin özetler arasında ilginizi çeken bişi olursa direk o sayfaya da bağlanıp geniş içeriği görebiliyorsunuz. İşte böyle bişi RSS … Çok faydalı :D
Peki bu RSS’i nasıl kullanağım ? Bilgisayara kurduğunuz uygun programcıklar sayesinde bu başlıkları alabilirsiniz. Yada benim kullandığım yöntem olan Google Reader yöntemi. Çoğu kişinin google’da hesabı vardır. Normal mail hesabınızla giriş yapabiliyorsunuz buraya da … ” www.google.com/reader ” işte buradan girebilirsiniz. Gerisi size kalmış … Artık takip etmek istediğiniz sitelerin RSS adreslerini ekleyerek kolayca takip edebilirsiniz ;)
Teşekkürler Google …