Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Film İzlenimim: ” The Hunger Games (2012) “Post

Film İzlenimim: ” The Hunger Games (2012) “

Fetih 1453‘den sonra her hafta MyBilet üzerinden sinema filmlerinin araştırmasını yapsam da gidecek film bulamıyordum. Özellikle de şu geçen haftalarda Türk filmleri ardı ardına gösterime girdi desem yeridir. İşte o Türk filmleri sonrasında gösterime bu hafta giren The Hunger Games gidilesi filmler kategorisine girmişti. Biliyor musunuz bilmiyorum ama en son hangi kitabı okuduğumu dahi hatırlamayan ben, kısaca kitap okumayan ben; filmin isminiilk defa duydum. Meğersem 3 serilik kitabı varmış da arkadaşlarımın çoğu okumuş da, bu filmi uzun zamandır bekliyorlarmış. Zaten filmler hakkında bilgi sahibi olmadan, araştırmadan gitmek gerektiğini savunan ben, araştırma olarak IMDB‘den filmin puanına bakmak istedim ki; 8.1 ile gayet ideal seviyedeydi. Hoş şu an kontrol ettiğimde 7.9 olsa da 7 seviyesini hala koruyor …

Filme gelecek olursam da, iyiydi. Filmin konusunu bilmeyişimden de kaynaklanabilir ama ilk başlardafilmi anlamlandırmak zor geldi. Bundan sonrası spoilere girer mi bilmiyorum ama filmin sonuna iyi bağlayalım diye ilk sahnelerde alakasız orman geçişleri vardı. Hoş, daha ne yapabilirler ki diye düşündüm şu an … Benim gibi bilmeyenler için konu özetini veya mıntıkalardan neden kızlı erkekli çocuk / yetişkin toplandığını 2-3 slayt tarzında film başlamadan göstermeleri güzel hoş … Onun dışında dikkatimi çeken noktalardan birisi de kostüm / kurgusu olsa gerek. Bi’ mıntıka tarafına bakıp sefillik / açlığı görürken diğer tarafta da teknoloji / gelişmişlik gibi iki zıt tarafı gösterebiliyordu. İncele…


Film İzlenimim: ” Fetih 1453 ”Post

Film İzlenimim: ” Fetih 1453 ”

Uzun zaman oldu be’ blog. Hem sinemaya gitmeyeli, hem de sana yazı yazmayalı. Çok şey değişti hayatımda. Şu yazıyı yazarken saatim 01.55′i gösterirken arka planda da Manga – Yalan 2 çalıyor. En son hangi sinema filmine gittim ben diye düşünürken, Sherlock Holmes: A Game of Shadows filmine gittiğimi hatırladım, bloga neden izlenimimi yazmadığım ise ayrı bir konudur ya … Neyse, uzun bir aradan sonra gidilebilitesi olan bi’ film geldi. İnternette pek fazla haberini görmesem de fragmanını izlediğimde, bizimkiler bi’ şeyler yapmışlar dedim. Bugün de ( 16.02.2012 ) tüm Türkiye’de 14.53 seansı ile gösterime girdi. Her ne kadar ilk seansa gitmesem de 20.00 seansı ve ilk gün oluşu yeter de artar diye düşünüyorum. Özellikle de ilk gün gidişatın sebebi, sosyal medya ile çok haşır neşir olmam dolayısıyla her an spoiler okuyabilme korkusudur. Evet.

Gelelim filme. Şunu söylemeliyim ki, Türk yapımı izlediğim en iyi filmler arasına girdi. Gerçekten uğraşılmış ve verilen emeğe de değmiş. Her ne kadar yabancı filmlerden alışık olduğumuz görsel efekt (!) beklentisi içerisine girmesem de, Türkiye’nin bu tip çalışmalarda var olabildiğinin en güzel tarafı aslında. Hani biraz daha uğraşılsa sanırım yabancı yapımlar kadar işi büyütebileceğiz. Filmin konusu gereği zaten, müthiş bir gazla gittiğim, izlediğim her andan zevk aldım diyebiliriz. Sonuçta kendi tarihimiz ve görsel şölenle birleşerek ortaya bir yapım çıkmış. Filmin eksik yanlarından bahsedecek olursam : İncele…


Articles

Film İzlenimim: ” Rise of the Planet of the Apes (2011) “

Rise of the Planet of the Apes (2011)

Hazır yeni yeni filmler gelmişken bugün de Rise of the Planet of the Apes (2011)’e gidelim dedik. Asıl olayı da şu ki film 3D değildi. Twitter ve Google+ gibi sosyal medyalardan edindiğim bilgilere göre kesinlikle gidilmesi gereken filmmiş. Onu geçtim, IMDB‘de ortalama puanı 8 olan bir film. Bu iki şey fazlası ile yetti de arttı diyerekten filme giriş yapalım. Sonrası spoiler ona göre …

Filmin açıkcası bu kadar hoşuma gideceğini tahmin etmiyordum. Hani saçma salak konulu bir film beklerken gayet güzel şekilde işlenmiş teması vardı. Hani son zamanlarda beğendiğim filmlerin arasında yerini aldı ve şahsen çevreme de kesinlikle gidin diye bir tavsiyede de bulunabilirim :) Fazla dağılmadan … Filmin konusu Alzheimer hastalığının temelinde yatan beyin nöronlarının iletişimini sağlamak ve artırmak, bunu da biyolojist olan başrol oyuncumuz ve onu gaza getiren, bu hastalığa sahip babası itiyor. Neyse maymunlar üzerinde deney yapılaraktan film sonuna geliyoruz. Filmde dikkatimi çeken noktalara değinecek olursam ;

  • Öncelikle yapımcıların 3D füryasına katılmadıkları için çok memnun oldum.
  • Salon neden boş anlamadım, gerçi Şirinler 3D var diyorum ama hangisini seçersin diyecek olursanız Rise of the Planet of the Apes (2011) derim.
  • Filmin konusu biraz önce de belirttiğim gibi çok hoşuma gitti, maymunlar ve olayın bağlanışı vs vs …
  • Maymunu bebekken alması iyi hoş da, önceden bayağı karşı çıkmıştı maymuna ama sonradan neden kendisi besledi, ya da o kadar hızlı neden geçildi anlamadım.
  • Maymunun insan konuşmasından anlaması ama ona işaret dili ile cevap vermesi iyi kurgulanmış da biraz saçma kaçıyor sanki, madem o kadar şey yapabiliyor neden konuşmuyor diyecektim ki, o ” Noooo ” sahnesi beni benden aldı.
  • Şirket çalışanının hastalanması, sonra o hastalığı pilota bulaştırması vs vs çok iyi kurgulanmış ve kameradan saklanmış gibiydi …
  • Ki film tam bitecek derken devam ediyor ( bunu da sosyal medyadan okumuştum, film bitince hemen kalkmayın devamı var ) . Ardından da pilot giriyor devreye ve onun hastalanışı ve bütün dünyaya yayılışı. Aslında filmin sonu çok güzel olmuş.
  • Tamam bazı yerler ( maymunun kulağa eğilim, burası benim evim demesi ) aşırıydı ama yapacak bir şey yok :)

Daha yazılacak çok şey varken, saatin geç olması ve filmi izlemenizi istemem … IMDB‘den 9 puan gitti.


Articles

Film İzlenimim: ” The Smurfs (2011) ”

The Smurfs

En son yazımı 1 ay önce yazmışım. Mikro blogging hizmetleri çıkıp her anı telefonla internete taşıyan ben blogumu unutuyorum desem yeridir. Son zamanlarda yazdığım yazılara bakınca sadece sinema filmlerini kritik eden blog haline dönüştürmüşüm ki 0nu da biraz önce bahsettiğim gibi 1 ay önce yapmışım. Gerek yeni filmlerin olmayışı gerekse hayatın yoğun geçişi yüzünden sürekli erteliyorum bu blog tutma olayını. Kısmet bugüne imiş.

Evet, bir film ile karşı karşıyayız. Film demek ne kadar doğru gerçi, animasyonlu film :P diyelim … Şu aralar 3D’nin moda olduğu günümüzde The Smurfs de 3D etiketi ile sinemalara giriş yaptı. Trailer’in çıktığı ilk günden beri takip ettiğim filmi sonunda bugün izleme şansım oldu. Daha önce edindiğim felsefeyi de unutmamak gerek, film ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar reklamı yapılırsa yapılsın veya traileri ne kadar mükemmel olursa olsun beklenti içerisine girmemek lazım. Bu nedenledir ki uzun zamandan beri beklesem de pek beklenti içerisine girmeyerekten gittim. İyi de yapmışım.

Sizlerin de tahmin edebileceğiniz üzere koskoca sinema salonu çocuklardan oluşuyordu ki bu çok doğal. Şahsen 90′lı yılların çocuklarına dahil olan bizler bile izlediğimize ve şu an da izlenebilip üzerine de filmi çekildiğe göre … Salona giriş yapmak ayrı bir olaydı, anne babalar, heyecanlı çocuklar, mısırlar kolalar … Ben bile heyecanlandım desem yeridir. Gözlük dağıtımı yüzünden geciken sinema salonuna giriş ile film aslında bayağı geç başladı. Aslında bunu planlayarak da yapıyorlardır diye düşünüyorum. Yerleri aldıktan sonra filmimiz başladı.

Bundan sonrası spoiler içerebilir diyerekten kısa kısa yazmaya başlayayım ben. Hafif 3D şölen ile başladı. Leyleklerin üzerinde 2 şirin ile uzaktan köye giriş. Şöyle bir düşününce gayet iyi düşünülerekten o heyecanı yaşattı. Aynı çizgi filmdeki gibi işte :) Ardından da maceralar başladı … Film üzerinde dikkatimi çeken noktalardan bahsedeyim :

  • Aşırı reklam vardı. Sony iyi güzel hoş yapmıssın da bu filmi, her yere de reklam konulmaz ki ! Bilgisayarlar / Monitörler / Taksi üzerinde reklamlar da dahil !
  • Bi’ aralar almayı düşündüğüm Parrot AR.Drone filmde vardı. Hem de bayağı bayağı yerde. Bunu nedense reklam olarak görmedim ama şahsen bi’ kez daha almayı düşünmedim değil.
  • Çocuklar için olduğundan mıdır bilinmez ama insanlık namına sürekli hayata / insanlara yönelik mesajlar veriliyordu film boyunca.
  • Gargamel ve Şirinlerin kapışmaları – Şirinlerin dünyaya gelişi vs vs komik öğeler içeriyordu.
  • Son sahne görsel olarak 3D sahne içeriyordu. Şimdi bunun da hakkını yememek lazım. Asa etrafında dönen şirin baba, önünüze kadar geliyordu.
  • Şirin babanın o aletten nasıl kurtulduğunu da anlamadık aslında :) Diğer şirinler dışarıda mücadele verirken bizimkisi çat diye kapıdan çıkıverdi …
  • Filmin sonu da güzel bitti, yeni şirinler kasabasının inşaası fotoğraf fotoğraf perdeye aktarıldı.
  • En sonunda da Gargamel‘e ne oldu derken kapanışı yaptık.

Uzun zaman aradan sonra tekrardan sinemaya gitmek güzel oldu diyerekten başka bir yazıda görüşmek üzere. Ha bu arada IMDB‘den 8 verdim ;)


Articles

Film İzlenimim: ” Transformers: Dark of the Moon (2011) “

Serinin üçüncü filmi Türkiye’de 29′unda gösterime girdi. Her ne kadar iş dolayısı ile filme ilk günden gidemesiysem de hafta sonu ( 02.07.2011 ) gitme fırsatı buldum. Film 3D olarak vizyona girdi ki daha önceki film izlenimlerim yazılarımdan da anlayacağınız üzere 3D filmlere karşı acayip gıcığım var. E, o zaman neden gidiyorsun diyenler içinse, ne yapalım diyorum. Gitmişken 3D’ye gidiyorum. Neyse, animasyon tadına ulaşırlar mı bilinmez ama o kaliteyi bekliyorum film yapımcılarından.

Gelelim filme. aslında serinin ilk filmi gibiydi diyeyim. Filme insanlık tarihinin aya ilk ayak basışı ve orada koca bir metal yığını görmeleri ile başlıyor. Autobotslarla Cybertronianların savaşını sonucu Autorobotslardan birkaçının aya düşüşünü ve oradan dünyaya gelişleri ile başlıyor film. Bizim baş kahraman üniversitede okuyordu, oradan mezun olmuş bu sefer iş arıyor ki film başlangıcında güzel başrol oyuncusuyla  ( Carly ) aynı evde uyanmaları, ardından da lavobo sahnesi beni benden aldı filmin girişinde :P Konuyu dağıtmadan, bizim Sam‘ın filmde iş başvuruları sonucu şirkete girişi ve oradan da olaylara dalışını konu alıyor.

İlk kısımları güzel gibiydi de,

  • Her filmde olduğu gibi bu filmde de Autorobotlarla Cybetronianların karşılaşması adil değildi. İnsan ırkının müttefikleri ne alakaysa sayıca az olmalarına rağmen her türlü karşı tarafın işini bitirebiliyorlar.
  • Filmdeki binada geçen anlar, oldukça fazlaydı, 3-4 kişi feci şekilde ölmeliydi. Direk öyle kurtuluşlar olmadı yani.
  • Helikopterden bizim paraşütçülerin atlaması ve havada süzülmeleri beni benden aldı. Tamam film fantastik falan da bu garip olmuş :)
  • Güzel oyuncumuz Carly‘nin Cybetronianların başını oradan gaza getirmesi de ayrı bir olay olmuş. Nasıl gaza getirdi de Optimus‘un sağ salim kurtulmasını ( sağ eli gitti ama olsun :) )sağladı ?
  • Onu geçtim, o haliyle ana optimus‘u nasıl defetti :D

Bu kadarcık, ilk filmler gibi idare ederdi. 3D yüzünden 8 puanı aldı benden IMDB‘den :)