Film İzlenimim: ” Sanctum (2011) “

Sanctum, Tron ile birlikte gösterime giren ikinci ( 3D ) film. Her filmde olduğu gibi bu filmde de 3D sahne görebilmek neredeyse imkansız. Sanırım pazarlama stratejisinden olsa gerek, olmuyor, yapmıyorlar, yapamıyorlar belki de. İşte o tada sahip filmlerden birisi idi Sanctum. Gerçi bu film için diğerlerine nazaran daha çok yerde 3D sahne kullanılması da gözümden kaçmadı. Az azından kameranın suya dalışı vs gibi yerlerde 3D içerik vardı.
Dün ( 17.02.2011 ) her zaman gitmeyeceğim diyip ama dönüp dolaşıp gittiğim yer olan Ankamall AFM‘ye bu film için Kübra ile gittik. Xpand ile değil de Real ile izlemek nasip (!) olmuyor. Yerler seçildi, biletler alındı, yemekler yendi tekrardan. Buradan eğer okuyorlarsa da Cahide ve Berkay‘a da selam ederim :) İncele…
Film İzlenimim: ” The Fighter (2010) “

Eğer sevgiliniz yoksa sevgililer gününde yapılacak en iyi işlerden birisi de arkadaşlarla takılmak olsa gerek. Geçen yıl bloktan ayrılan Kaan bu dönem hafta içi Ankara, hafta sonu da Denizli arasında mekik dokuyacakken; ders kayıtları, askerlik işleri derken uzun süredir görüşmüyorduk. Bu hasreti sevgililer günü ve kandilin aynı güne denk gelmesi ile giderme düşüncesiyle önce PES 2011 oynama düşüncesi geldiyse de Samet‘in de aramıza katılacağını varsayarak sinemaya gidelim dedik.
Armada‘da önce film seanslarını ve filmleri süzgeçten geçirerek gidilebilecek en iyi filmin ” The Fighter ” olduğunu karar verdik. IMDB’den 8.1 gibi bir puan alan film iyi olur düşüncesi ile biletler alındı; yemek eşliğinde muhabbete dalındı. Malum, sevgililer günü olduğundan özellikle bu filme gitmek yerine sinemada 2 tane sevgili ile gidilebilecek film vardı. Bunlardan birisi ” Aşk Tesadüfleri Sever ” diğeri de ” İncir Reçeli ” idi, gerçi İncir Reçeli‘nin konusu nedir, ne değildir hala fikrim yok … İncele…
Film İzlenimim: ” Ask Tesadüfleri Sever (2011) ”

Türk filmlerini sevmem, sinemada gitmek de istemem pek. Nedense televizyonda izlemek hep daha mantıklı gelir bana. Derslerin halen başlamamış olması, yurtta kimse olmaması, gidilecek çok film olması nedeniyle Pazar ( 13.02.2011 ) günü Serel ile sinemaya gitmek istedim. Bu filmi izlemeyi aslında düşünmüyordum ama izleyen arkadaşlarım arasında tavsiye çok gelince …
Bu film hakkında söyleyebileceğim ilk şey; ” Olmuş. ” … Yukarıda bahsettiğim şeylerin aksine, izlediğim en iyi Türk filmlerinin arasında yerini almayı başardı. Bilmiyorum, belki de 14 Şubat‘ın yaklaşması, sevgili özlemi (!) … gibi sebeplerden dolayı da hoşuma gitmiş olabilir ama zannetmiyorum. Film sırasında ağladım. ( Bundan sonrası spoiler içeriyor diyerekten ). Özgür‘ün babasının dükkanında, babasının ses kaydını dinlediği sırada ağladım, nedense sahne çok duygusal geldi bana. İzleyenlere sorduğumda oha, ne alaka; filmin sonu daha iyiydi tarzı yorumlar gelse de, ben hala o sahnenin en duygusal sahne olduğunu savunuyorum :) İncele…
Film İzlenimim: ” TRON: Legacy (2010) “

Tatilin bitmesi, derslerin de başlamaması nedeni ile sinemaya gitme eylemini son gaz devam ettiriyorum. Dün ( 11.02.2011 ), Ayça ve Sevim ile birlikte IMAX deneyimi yaşamak için Ankamall yollarını tuttuk. Ankamall‘ı özellikle istiyordum, çünkü Ankara‘da tek IMAX salonu olan sinema ve 3 boyutlu bir film var.
Film hakkında yine araştırmada bulunmadım, bu olayı gün geçtikçe daha da sevmeye başladım. Film ile ilgili ne kadar az şey bilirsem daha tarafsız, daha heyecanlı izliyorum filmi. Gerçi bir şey bilmeden gittim desem yalan olur. Her ne kadar atari salonlarında karşılaşmasam da oyun temelli bir film.
Film İzlenimim: ” Eyvah Eyvah 2 “

Sinema çıkışında bu film için bloguma ne yazarım diye düşündüm de. Tipik Türk filmi demekten öteye geçemedim. Hemen ardından da sanırım Türk filmlerine göre bilinç altımda o kadar çok şey var ki, dehşet – süper ötesi bir film yapsalar da beğenmeyeceğim gibime geliyor. Filmden sonra biraz daha ılımlı yaklaşıp, filmi akışına, bir Türk gibi’m ( cümleye gelll ) izlemeye çalışma kararı aldım kendi kendime :)
Ama şunu itiraf etmeliyim ki, gittiğim filmler arasında kimsenin sevmediği Recep İvedik serisinden sonra en çok güldüğüm film diyebilirim. Gerçi sadece 2 film var di mi komedi olarak algılanabilecek. Nedense Recep İvedik tiplemesi benim çok hoşuma gidiyor. Misal Recep İvedik‘e erkek arkadaşlarınla ( abaza ortamı – ağır, ince espriler olduğu için ) gidersin, kız arkadaşlarınla gidemezsin. Gidersen de o ince esprilere içten içten gülmek zorunda kalırsın. Ama diğer yandan da Eyvah Eyvah serisine bi’ kızla gidilebilir. Espriler daha halktan, genel şeyler. Şahan ve Ata filmlerini birbirinden ayıran en önemli özellik bu olsa gerek.
Bugün de Ayça ile Ankamall buluşması yaparak, IMAX salonu için bilet aldık. Şahsen Eyvah Eyvah‘ın ilk filmini izlemeden önce hayatımda yapmadığım şeyi yaparak internet üzerinden online film izle sitelerinden hemencecik izleyeyim dedim. Televizyonlarda da yayınlanmıştı gerçi, son kısımlarını izlemiştim, hatırlayıp kısa kestim. Güldüm eğlendim :) İncele…