Turkcell Çalışıyor, Avea Sen Nerdesin ?
Sınavlar, üzerinde serverde değişiklikler, kampüs internetindeki sorunlar derken yeni yeni blogu hatırlamaya ve yazı yazmaya başladım. Gerçi serverde hala sorunlar olması dolayısıyla yine de rahatsızım ama olsun :)
Bugün Samet ve Rıza ile Kızılay Starbucks‘da internet gündemini oluşturan konulardan, yapılacaklardan konuştuktan sonra bir şeyler yemeye karar verip Sakarya taraflarına doğru yol aldık. Kızılay meydanında ilerlerken bir grup Turkcell‘li gençlerin ellerinde bir şey (!) ile dolaştıklarını farketmemiz üzerine biraz daha yaklaşınca ” Bumu Bumu ” ile alakalı olduğunu öğrendik. İnternet ortamında sorularn sorular ve cevapları reel hayata taşıyan Turkcell, kutucuklardaki soruların karşısına elektronik paneller ve tuşlar ekleyerek ” Bumu Bumu “yu halka soruyor. Her ne kadar Avea‘lı olsam da itina ile oradaki 5 arkadaşın da sorularına ve tuşlarına basarak yardımcı olmaya çalıştım.
Bu çalışmaları görünce azıcık alakası olan konudan da bahsedeyim. Telefonumun açılmasıyla, sosyal medya ve interneti mobilize etmeye ve telefon üzerinden data roaming olayına başladım. Foursquare, Twitter, Facebook vb uygulamalarda zaman geçirdikçe 100 MB’lık internet pakatinin yetmeyeceğini anladım. Uzun zamandan beri zaten tarife veya operatör değiştirmek istiyordum ki bugün ( 17.04.2011 ) tak etti. Çok önemli bir şey olmadıkça yarın veya Cuma günü Vodafone‘a numaramı taşımayı düşünüyorum. Faturalı hatta geçiş yapacağım ve tarife ismi de ” Genç Avantaj “. Özelliklerinden bahsedecek olursam da :
Faturalı Genç Avantaj tarifesiyle ayda sadece 25 TL’ye her ay,
- Her yöne 500 dk
- Her yöne 5000 SMS
- Cepten ücretsiz Facebook, Twitter ve Windows Live Messenger
Üstelik şimdi Genç Avantaj’a numarasını taşıyanlar veya faturasız Vodafone tarifesinden Genç Avantaj’a geçiş yapanlar 12 ay boyunca toplamda heryöne 1.200 dakika kazanıyor! Ayrıntılı bilgi için tıklayınız.
25 TL olan pakete 7 TL’de sınırsız interneti ekleyince benim için tadından yenmez bir tarifeye dönüşecek. Deneyimlerimi buradan paylaşırım diyerekten …
Öylesine
Uzun zamandan beri tekrardan yazmadığımı farkettim. Şu aralar her şeyden sıkılır oldum. Çok çabuk tüketiyorum her şeyi. Bu tükettiğim şeylerden birisi de ” sinema ” . Bilmiyorum daha önce bloguma göz attınız mı ama her hafta elimden geldiğince sinemaya giderdim ama şu aralar film olmadığından mıdır yoksa canımın istemediğinden midir bilmiyorum ama yok … Şöyle bir kısaca hayatıma göz atacak olursak ;
- Arayüz tasarımı ile uğraşmaya devam ediyorum.
- Kuzenimin sayesinde gaza gelip montör alma planlarım var. 24″ BenQ’dan bir model beğendim. Yaklaşık 500 küsür TL. Ayarlayabilirsem alacağım.
- Şu aralar kendimi oyunlara kaptırdım, Assassin’s Creed ve Crysis 2 nin ay sonunda çıkışı ile her zaman bilgisayar başındayım. Oyun açısından verimli bir ay yaşıyoruz. Sinemanın eksikliğini kapattı gibi.
- Oyun demişken, şu aralar işlemcimle ısı konusunda başım dertte gibi. Gerçi fanı incelediğimde aşırı toz birikmiş. Temizlemek lazım ama işlemci için ayrı bir fan almak da lazım. Yaz da yaklaşıyor.
- iPhone 4 için Gevey çıkmıştı, takip ediyordum, tak etti, ben de sipariş verdim. Cumartesi verdim siparişi, umarım bu hafta içi elimde olur, çalışır ve şu telefonu kullanmaya başlarım.
- Okul tarafına dönecek olursam da, şu aralar rahat olsa da Çarşamba günü sınav maratonunu Kuantum ile açıyoruz. Ardından da sunumlar eksik olmayacak. Yoğun bir dönem var.
Şimdi
Film İzlen(ler)im: ” The King’s Speech ” ve ” The Kids Are All Right “
Şu aralar hava koşullarının iyi olmayışı ve hasta oluşum sebebiyle pek sinemaya gidemiyorum. Zaten gidilebilecek film de yok gibi. Uzun zamandan beri bloguma yazmadığım 2 tane film var. Birisi ” The King’s Speech ” , diğeri de ” The Kids Are All Right ” . İkisi de ödüllü film. Gerek afişlerinden gerekse internet dünyasında adından sıkça söz ettirmiş filmler.
Öncelikle ” The King’s Speech “‘den bahsetmek istiyorum. 28.02.2011′de ( bayağı bi’ zaman geçmiş aradan ) Kader Baş, Ayşegül Sider ve Onur Can Aydoğan ile değişiklik yaparak filme gidelim dedik ve o aralar yukarıda bahsettiğim gibi adından sıkça söz ettiren ve ödül almış The King’s Speech‘i seçtik. Filmin ilk yarısının sonlarına doğru kendimi mayışmış ve uyuyacak halde buldum. O kadar sıkılmıştım yani. Diğer yarısı ilkine göre daha iyi (!) geçmiş ve kral konuşmasını yapmıştı.
Diğer ödüllü filmimiz de ” The Kids Are All Right “. Ona da 13.03.2011 tarihinde ki bunun yorumunu da erken yazıyorum bak ; Hasan Çağlayan Dündar, Samet Çelik ve Hayri Can Duygun ile gittik. Aslında uzun zamandan beri gitmek istediğim Kaçış Planı‘na gitmek istiyordum ki gösterimden kalkmış, buna gidelim dedik topluca. Bu da yukarıdaki gibi ödül almış filmlerden birisiydi. +18 içerik vardı. Filmin konusu da lezbiyen 2 kadın ve 2 çocuk …
Her iki film hakkında yazacak pek bişi bulamıyorum. Şunu farkettim, ödül alan filmleri ben anlamıyorum, izlerken zevk almıyorum. Film çıkışında da ne yani, ne oldu diye anlamsızca devam ediyorum. Hani bende mi sorun var yoksa herkeste mi böyle bilmiyorum ama gerçekten anlamak ve farklı bir bakış açısıyla bakmak istiyorum ama olmuyor. Düşünüyorum da neye göre ödül veriyorlar bir filme ? Hadi onu geçtim her iki filmin Türkiye’deki gösterim adı orjinal İngilizce adından neden farklı ? Neden böyle bir şey oluyor …
Aklımda bir çok neden olmakla birlikte, bir daha başkalarının kesinlikle git diye tavsiye ettiği filmler dışında gitmeyeğim bir daha ödüllü filme. Anlamıyorum, zevk vermiyor …
Beytepe’de Kar ve ODTÜ Havuzu
Başlıktan da anlaşılacağı üzere Beytepe’de geçen ‘kar’lı haftayı özetlemek istedim bu yazıda. Haftasonu İstanbul gezisi ve ardından hasta olup yataklara düşmemle başladı bu hafta ( 07.03.2011 ) gerek staja gerekse Pazartesi günkü dersime gidemedim. Günümün çoğu yatmakla geçti.
Salı günüm de boş şekilde yatakta geçirirken soğuk havaların, daha doğrusu ‘kar’ın geleceğinden haberim vardı ki yağmaya çoktan başlamıştı. Aralıksız yağan kar ve üniversitenin sitesinden gelen tatil açıklaması bizleri sevindirdi. Ertesi gün de devam eden kar yağışı ve sitedeki ikinci güncelleme ile birlikte gelen 2 günlük tatil tadından yenmez hal aldı.
Beytepe, konumu itibarı ile şehirden uzak, dağlıkta kurulmuş kampüs. Evet, yukarıda bahsettiğim kar da bununla birleşince çok değişik olaylar oldu kampüsümüz içerisinde. Malum, kar yağışı ve yolların kapanması ile öğrenciler yiyecek ihtiyacını karşılamak için ŞOK‘a akın ederken ekmek ve makarna türevleri çoktan bitmişti. Yemekhanenin kapalı olması ve Beytepe‘de çalışan çoğu memurun gelmemesi olayı daha da büyüttü diyebilirim. Yemekhane personelinin yeterli sayıda olmamasından dolayı yemek yapılamamış ve kampüs içindeki öğrencilere kumanyalar dağıtılma kararı alınmıştı. Dağıtıldı da, zar zor kendimize birer poşet alabildik. Yukarıdaki fotoğraf da bu sıradan bir görüntü diyelim. İncele…



