Your browser (Internet Explorer 6) is out of date. It has known security flaws and may not display all features of this and other websites. Learn how to update your browser.
X

Articles

Küçük Bir Kaçamak: ¨ İstanbul ¨

Sürekli Bir önceki yazıda can sıkıntısı falan derken, bu sıkıntıyı hemen geçirmek için başlıktan da anlaşılacağı üzere küçük bir İstanbul kaçamağı yapayım dedim. Cuma sabahı projemizi şirket geneline sunum, ardından da derse gidiş, sonrasında da AŞTİ ile başlayan İstanbul kaçamağı diyelim. Akşam kuzenle Taksim‘de buluşalım dedik. Cuma günü oluşu, akşam 21.00 oluşunun verdiği kalabalıkla daldık Taksim’e … Geçen geldiğimde yanlış mail verişimiz yüzünden boşuna giden belediye fotoğraf çekim yeri (!)’nde fotoğraf çekinelim yine diyerekten ufak bir kare yakaladık, her ne kadar net olmasa da içimizde kalan bu olayı gerçekleştirdik, mutluyuz. Sabahtan beri bir şey yememiş olmanın verdiği gazla nerede yemek yesek olaylarına girdik ki, kısa bir süre sonra MekiMed diye bir mekana giriş yaptık. Ardından da önerdiğiniz yemeği getirin deyişim ve gelen yemek :

Yemek fotoğrafı güzel olmasına güzeldi de çalışanlarının suratsızlığı olmamıştı. İlgi alaka neredeyse sıfır diyebilirdim. İkimizin de yorgun oluşu nedeniyle direk eve geçelim dedik. Ardından muhabbet falan derken yatış 03.00′ü buldu sanırım. Ertesi güne yaptığımız güzel kahvaltı ile enerji depolayan biz, Cumartesi gününü dolu dolu geçirelim dedik. Daha önceden kuzen ( Mehmet ), sevgilisi ( Nazlı ) ile günü planlamışlar. Biz de kahvaltı sonrası planı uygulamak için hazırlanıp Nazlı ile buluştuk. Ardından vapurla Anadolu yakasına geçelim dedik. Denizden kare vereyim : İncele…


Articles

Yine Uzun Bir Aradan Sonra …

Başlıktan da anlaşılacağı üzere, yine uzun bir zaman sonra tekrardan yazıyorum. Bu kaçıncı ara bilmiyorum ama bu sefer elimden geldiğince yazacağım. Gerçi elimden geldiğince yazma kısmını da bilmem kaçıncı kez söylüyorum. Ama diğerlerinden farklı olarak bu sefer fark var, o da mobilite için bilgisayar almış olmam. Artık elimden geldiğince yanımda taşıdığım bir bilgisayarım var demek daha doğru olur. Şu yazıyı yazmadan önce Beytepe Starbucks’a gitsem, kahvemi alsam otursam yazsam diye düşünmedim değil ama gel gör ki para harcamam lazım elimden geldiği kadar ki, hafta sonu İstanbul gezisi yapmayı düşünüyorum …

Gelelim hayatın nasıl gittiğine … Yukarıda da belirttiğim gibi bu hafta Cuma – P.tesi arasında bir İstanbul kaçamağı yapmayı planlıyorum. Her ne kadar daha otobüs biletimi almasam da büyük bir aksilik çıkmadıkça gitmeyi planlıyorum. Aslında bu gidişim de çok ani bir kararla oldu desem yeridir. Nedeni ise hayatımda renk olmayışı, tek düzelik diyelim. Malum artık okulda son yılım. Her ne kadar bir yandan çalışıyor, bir yandan da derslere gidiyor olsam da öğrenciliğimin son yılında yapabildiğimi yapmak istiyorum. Gerçi bunu söyleyen ben için iş işten çoktan geçti ama olsun. En azından daha öğrenci hissediyorum kendimi. Ha, İstanbul diyordum işte … Kuzenim orada, hazır ikimizin de sınavları başlamamışken hava, mekan değişikliği iyi olacak diyerekten gaza geldim, Ankara’dan hafta sonu bile olsa kurtulmak güzel olur. Hani Ankara’yı sevmemekten değil, sadece tek düze okul – iş – yurt 3′lüsünden kurtulmak demek daha doğru olur … Sonraki aya da Kıbrıs gezisi yapmak iyi olur diyerekten fazla uzatmayayım. İncele…


Articles

Google+ Games

Google Plus daha yeni yeni sosyal medya ortamına giriş yapmışken, yeniliklerin ardı arkası kesilmiyor. İşte o yeniliklerden birisi de Google Plus Oyun. Tüm kullanıcılarda açıldı mı bilmiyorum ama 12.08.2011′den itibaren üst barda logosunu gördüm. Bende de kullanıma açıldı. Aslında oyun kısmına el atacağını hiç tahmin etmiyordum Google‘n ama iyi de yaptı. Her ne kadar bu gibi flash oyunları sevmeyen birisi de olsam dün deneme amaçlı hepimizin yakından tanıdığı Angry Birds‘i oynayayım dedim …

Bu haftalarda aynı zamanda Facebook‘da da The Sims Social ile büyük patlama yaşandı diye düşünüyorum. Buna atak olarak da Google Plus Oyun devreye girmiş de olabilir. Neyse … Google+ Oyun yaklaşık 10 oyunla yayına girdi ki bu oyunların arasında ; Angry Birds, Edgeworld, Bejeweled Blitz Beta, Dragons of Atlantis, Zynga Poker, Wild Ones, Crime City, City of Wonder, Diamond Dash gibi oyunlar var. Yanlış bilmiyorsam Zynga Poker sadece Google+ için yayına alınmış diye biliyorum … Gelelim oyunların oynanışında hangi yolların izlendiğine aslında burada da mantık Facebook gibi yapılmış. Oyun hesaba bağlanıyor ve çeşitli izinler istiyor. Siz de onları kabul ettikten sonra oyun ekranı ile karşılaşıyorsunuz. Ardından da gelsin eğlenceli dakikalar. Google+‘ın bu konuda en hoşuma giden tarafı, oyun bölümünde kimlerin hangi oyunları oynadığını ve kaç puan aldığını da gösterebilmesi. Aslında bu özellik güzel olmuş, rekabet ortamını artırıcı, kısacası kullanımı artırıcı bi’ oyun.

Google+ yakın zamanda SDK‘yı açıklayıp oyun gelişticilerine kendini açıp kısa sürede Facebook‘a yetişir diye düşünüyorum.


Articles

Film İzlenimim: ” Rise of the Planet of the Apes (2011) “

Rise of the Planet of the Apes (2011)

Hazır yeni yeni filmler gelmişken bugün de Rise of the Planet of the Apes (2011)’e gidelim dedik. Asıl olayı da şu ki film 3D değildi. Twitter ve Google+ gibi sosyal medyalardan edindiğim bilgilere göre kesinlikle gidilmesi gereken filmmiş. Onu geçtim, IMDB‘de ortalama puanı 8 olan bir film. Bu iki şey fazlası ile yetti de arttı diyerekten filme giriş yapalım. Sonrası spoiler ona göre …

Filmin açıkcası bu kadar hoşuma gideceğini tahmin etmiyordum. Hani saçma salak konulu bir film beklerken gayet güzel şekilde işlenmiş teması vardı. Hani son zamanlarda beğendiğim filmlerin arasında yerini aldı ve şahsen çevreme de kesinlikle gidin diye bir tavsiyede de bulunabilirim :) Fazla dağılmadan … Filmin konusu Alzheimer hastalığının temelinde yatan beyin nöronlarının iletişimini sağlamak ve artırmak, bunu da biyolojist olan başrol oyuncumuz ve onu gaza getiren, bu hastalığa sahip babası itiyor. Neyse maymunlar üzerinde deney yapılaraktan film sonuna geliyoruz. Filmde dikkatimi çeken noktalara değinecek olursam ;

  • Öncelikle yapımcıların 3D füryasına katılmadıkları için çok memnun oldum.
  • Salon neden boş anlamadım, gerçi Şirinler 3D var diyorum ama hangisini seçersin diyecek olursanız Rise of the Planet of the Apes (2011) derim.
  • Filmin konusu biraz önce de belirttiğim gibi çok hoşuma gitti, maymunlar ve olayın bağlanışı vs vs …
  • Maymunu bebekken alması iyi hoş da, önceden bayağı karşı çıkmıştı maymuna ama sonradan neden kendisi besledi, ya da o kadar hızlı neden geçildi anlamadım.
  • Maymunun insan konuşmasından anlaması ama ona işaret dili ile cevap vermesi iyi kurgulanmış da biraz saçma kaçıyor sanki, madem o kadar şey yapabiliyor neden konuşmuyor diyecektim ki, o ” Noooo ” sahnesi beni benden aldı.
  • Şirket çalışanının hastalanması, sonra o hastalığı pilota bulaştırması vs vs çok iyi kurgulanmış ve kameradan saklanmış gibiydi …
  • Ki film tam bitecek derken devam ediyor ( bunu da sosyal medyadan okumuştum, film bitince hemen kalkmayın devamı var ) . Ardından da pilot giriyor devreye ve onun hastalanışı ve bütün dünyaya yayılışı. Aslında filmin sonu çok güzel olmuş.
  • Tamam bazı yerler ( maymunun kulağa eğilim, burası benim evim demesi ) aşırıydı ama yapacak bir şey yok :)

Daha yazılacak çok şey varken, saatin geç olması ve filmi izlemenizi istemem … IMDB‘den 9 puan gitti.


Articles

Film İzlenimim: ” The Smurfs (2011) ”

The Smurfs

En son yazımı 1 ay önce yazmışım. Mikro blogging hizmetleri çıkıp her anı telefonla internete taşıyan ben blogumu unutuyorum desem yeridir. Son zamanlarda yazdığım yazılara bakınca sadece sinema filmlerini kritik eden blog haline dönüştürmüşüm ki 0nu da biraz önce bahsettiğim gibi 1 ay önce yapmışım. Gerek yeni filmlerin olmayışı gerekse hayatın yoğun geçişi yüzünden sürekli erteliyorum bu blog tutma olayını. Kısmet bugüne imiş.

Evet, bir film ile karşı karşıyayız. Film demek ne kadar doğru gerçi, animasyonlu film :P diyelim … Şu aralar 3D’nin moda olduğu günümüzde The Smurfs de 3D etiketi ile sinemalara giriş yaptı. Trailer’in çıktığı ilk günden beri takip ettiğim filmi sonunda bugün izleme şansım oldu. Daha önce edindiğim felsefeyi de unutmamak gerek, film ne kadar iyi olursa olsun, ne kadar reklamı yapılırsa yapılsın veya traileri ne kadar mükemmel olursa olsun beklenti içerisine girmemek lazım. Bu nedenledir ki uzun zamandan beri beklesem de pek beklenti içerisine girmeyerekten gittim. İyi de yapmışım.

Sizlerin de tahmin edebileceğiniz üzere koskoca sinema salonu çocuklardan oluşuyordu ki bu çok doğal. Şahsen 90′lı yılların çocuklarına dahil olan bizler bile izlediğimize ve şu an da izlenebilip üzerine de filmi çekildiğe göre … Salona giriş yapmak ayrı bir olaydı, anne babalar, heyecanlı çocuklar, mısırlar kolalar … Ben bile heyecanlandım desem yeridir. Gözlük dağıtımı yüzünden geciken sinema salonuna giriş ile film aslında bayağı geç başladı. Aslında bunu planlayarak da yapıyorlardır diye düşünüyorum. Yerleri aldıktan sonra filmimiz başladı.

Bundan sonrası spoiler içerebilir diyerekten kısa kısa yazmaya başlayayım ben. Hafif 3D şölen ile başladı. Leyleklerin üzerinde 2 şirin ile uzaktan köye giriş. Şöyle bir düşününce gayet iyi düşünülerekten o heyecanı yaşattı. Aynı çizgi filmdeki gibi işte :) Ardından da maceralar başladı … Film üzerinde dikkatimi çeken noktalardan bahsedeyim :

  • Aşırı reklam vardı. Sony iyi güzel hoş yapmıssın da bu filmi, her yere de reklam konulmaz ki ! Bilgisayarlar / Monitörler / Taksi üzerinde reklamlar da dahil !
  • Bi’ aralar almayı düşündüğüm Parrot AR.Drone filmde vardı. Hem de bayağı bayağı yerde. Bunu nedense reklam olarak görmedim ama şahsen bi’ kez daha almayı düşünmedim değil.
  • Çocuklar için olduğundan mıdır bilinmez ama insanlık namına sürekli hayata / insanlara yönelik mesajlar veriliyordu film boyunca.
  • Gargamel ve Şirinlerin kapışmaları – Şirinlerin dünyaya gelişi vs vs komik öğeler içeriyordu.
  • Son sahne görsel olarak 3D sahne içeriyordu. Şimdi bunun da hakkını yememek lazım. Asa etrafında dönen şirin baba, önünüze kadar geliyordu.
  • Şirin babanın o aletten nasıl kurtulduğunu da anlamadık aslında :) Diğer şirinler dışarıda mücadele verirken bizimkisi çat diye kapıdan çıkıverdi …
  • Filmin sonu da güzel bitti, yeni şirinler kasabasının inşaası fotoğraf fotoğraf perdeye aktarıldı.
  • En sonunda da Gargamel‘e ne oldu derken kapanışı yaptık.

Uzun zaman aradan sonra tekrardan sinemaya gitmek güzel oldu diyerekten başka bir yazıda görüşmek üzere. Ha bu arada IMDB‘den 8 verdim ;)